BİR – İKİ YAŞ SAĞLIKLI ÇOCUK BESLENMESİ

Sağlıklı toplumlar sağlıklı bireylerin varlığı ile ortaya çıkar. Sürekli büyüyen ve gelişen varlıklar olan çocukların doğru beslenmesinin toplum sağlığı açısından önemi çok fazladır. Sağlıklı beslenme çocuklar için anne karnında başlar, çeşitli gelişimlerin devam ettiği adölesan (ergenlik) yaşların sonuna kadar devam eder. Bu nedenle çocuklarımızın beslenmesi yaşamın her döneminde çok önemlidir. Ancak büyümenin hızlı olduğu bebeklik ve adölesan döneminde çok daha fazla önem kazanmaktadır. 

Anne sütü ile beslenme bebek beslenmesinin olmazsa olmazıdır. Doğumdan itibaren ilk 6 ay yalnızca  anne sütü ile beslenme ve ardından doğru tamamlayıcı beslenmenin anne sütüne eşlik ettiği beslenme yapısı bebeklerimizin yeterli ve sağlıklı büyümesini sağlayacak temelleri oluşturur. 1 yaştan sonra giderek çocuğun bağımsızlığını kazanması, hareketlenmesi ve ek gıdaların arttırılması anne sütünün devamını engellememelidir. Mutlaka 2 yaşına kadar emzirmeye devam edilmelidir.  Doğru ve sağlıklı beslenme, beyin gelişiminin yeterli olması ve eğitimde başarıyı getirir. Yeterli büyüme ve kas kitlesi sağlam bağışıklığın oluşumunu sağlayarak, şeker, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, kanser, inme, yağlı karaciğer ve şişmanlık gibi çağımızın önemli hastalıklarını önleyecektir. 

Çocuklarımızın beslenmesi erişkinlerden farklı olmalıdır. Onların farklı ve çeşitli miktarlarda besin gereksinimleri vardır. Büyüme ve gelişme hızı ilk 1 yaştan sonra süt çocukluğu döneminden farklı olarak ergenlik dönemine kadar yavaşlamaktadır. Bir bebek doğum ağırlığının 2 katına 5. ayın sonunda, 3 katına 1 yaşında ulaşırken, 4 katına 2 yaşta ulaşmaktadır. Yine bir bebek doğum boyunun yarısını 1 yaşına kadar kazanırken, doğum boyunun 2 katına ulaşması ancak ortalama 4 yaşta olur. Bu dönemde büyüme yavaşlamakla beraber iştah da önceye göre azalmaktadır. Bu durum ailelerde aşırı kaygıya neden olmakta ve gereksiz yere doktor başvurularına yol açmaktadır. Bu dönemde büyüme ve gelişmenin yavaşlayacağı ailelere anlatılmalıdır. 

1  yaştan sonra çocuğun kendi kendine yürümeye başlaması ile hareketleri çok fazla artmakta ve isteklerini artık kendi anlatabilmektedir. Bu dönemde bebekler tek taraflı beslenmeye yönelerek,  yemek yerine süt içmeyi istemeleri, şekerli besinleri seçmeleri, meyve ve sebze tüketimini istememeleri, bir gün yedikleri besini diğer gün yemek istememeleri ile ön plana çıkmaktadır. Bu durumlarda tek yönlü beslenmeyi önlemek için öncelikle anne ve babaların rol model olarak örnek olmaları, kendilerinin de düzenli ve dengeli beslenmeleri şarttır. Bu nedenle anne ve babaların eğitimi çok önemlidir.

1 yaştan  sonra tüm çocuklar aile sofrasına oturtulmalıdır. Bu şekilde tüm çocuklar nasıl yemek yenileceğini, öğün kavramını öğrenir. Tüm aile bireylerinin birlikte yemeğe oturduğu saatler, keyifle vakit geçirilen, televizyon, ipad, telefon ve bilgisayarın açık olmadığı, can sıkıcı konuların konuşulmadığı, çocuklar için mutlu geçen bir etkinlik saatine dönüştürülmelidir. 1  yaştan sonra çocuklar aile sofrasında daha yavaş yedikleri için anne ve baba tarafından acele ettirilmemeli, sabırla çocuğa eşlik edilmelidir. Çocuğun sevmediği besinlerle ilgili ısrarcı davranılmamalı, gereksiz zorlamalar yapılmamalıdır. Sevmediği ürün farklı zamanlarda çok ısrar etmeden sunulmalı ve tattırılmaya devam edilmeli, ısrarcı ve baskıcı olmaktan kaçınılmalıdır. Tam olarak çiğneme ve yutma davranışları 8-10 yaşa kadar uzayabilir. Bu nedenle beslenmede her zaman güvenlik ön planda olmalı, çocuk beslenirken asla yalnız bırakılmamalıdır. Güvenli beslenme için bebeğin kolayca yutabileceği aspirasyon riski en az gıdalar tercih edilmelidir. Yutulması daha zor olan sert fındık, fıstık, leblebi, yuvarlak şekerler, misket şeklinde hazırlanmış köfteler, sert havuç, üzüm gibi yiyecekler çocuğa verilmemeli, verileceği zaman da parçalanmış şekilde tercih edilmelidir. Ayrıca 6 aydan sonra gece beslenmesi hem diş çürüklerine hem de reflüye yol açması nedeni ile önerilmemektedir. Gazlı içecekler, şekerli hazır meyve sularının da bebek beslenmesinde hiçbir zaman yeri yoktur.

1  yaş sonrası bebeklerin günlük enerjileri ve diğer besin gereksinimlerini karşılayabilmeleri için, görevleri farklı besin gruplarından dengeli bir şekilde tüketmeleri gereklidir. Bu yaş grubundaki çocukların enerji gereksinimleri ortalama 100 kal/kg, beslenmesi farklı özelliklerdeki ve yapılardaki gıdalarla 3 ana ve 1-2 ara öğün şeklinde düzenlenmelidir. Bu besin gruplarını şöyle ele alabiliriz:

Proteinler

Bu grupta süt ve süt ürünleri, beyaz ve kırmızı etler, balık, yumurta ve kuru baklagilleri sayabiliriz. Bu besinler yağ ve protein açısından zengin olmalarının yanında, demir, çinko, fosfor, magnezyum ve B vitaminlerinden de zengindir.

Süt ve süt ürünlerinin yeterli ve dengeli tüketimi protein, kalsiyum ve fosfor içeriği ile 1 yaş sonrası çocukların diş ve kemik sağlığının gelişimi, kemik mineralizasyonunun artması ile büyümelerinde oldukça önemlidir. Yeterli kalsiyum alımını sağlamanın en kolay ve sağlıklı yolu, çocuklarımızın süt ve süt ürünleri tüketimini arttırmak ve teşvik etmektir. Birçok araştırmada, günümüzde 1 yaş sonrasından başlayarak ergenlik dönemine kadar çocukların süt ve süt ürünlerini yeterli ve dengeli tüketmediği saptanmıştır. İlk bir yıl anne sütü veya biberon mamaları alımı daha iyi olmakla birlikte, 1 yaştan sonra giderek azalır. Çocukların büyüdükçe kalsiyumdan zengin beslenmeye devam etmeleri şarttır. Ancak genellikle bu mümkün olmaz. Süt ve süt ürünleri tüketimi çocuk büyüdükçe azalır, hatta çocukların tüketmeleri gereken süt ve süt ürünlerinin yarısından bile daha azını tükettiği tespit edilmiştir. Oysa süt ve süt ürünleri bilinen en zengin kalsiyum kaynağıdır. Günlük ihtiyacımız olan kalsiyumun en az %60’ının süt ve süt ürünlerinden karşılanması gerekir.
Tüm yaş gruplarının süt ve ürünlerini her gün tüketmesi gerekir. Her gün yetişkin bireylerin 3 porsiyon, çocukların, adolesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 2-4 porsiyon süt ve ürünlerini tüketmeleri gerekir. Amerikan Pediatri Akademisi, tarafından Eylül 2019’da yayımlanan uzlaşı bildirisinde, 12-24 ay grubunda çocukların 2-3 kupa; 2-3 yaş grubunda 2 kupa; 4-5 yaş grubunda ise 2,5 kupa süt içmesi önerilmiştir. İdeal olan inek sütüne 1  yaştan sonra başlanmasıdır. Ulaşabilen çocuklar için ise devam sütleri daha ideal içerikleri nedeni ile önerilmelidir. Bu yaşta yağsız sütlerin tüketimi asla önerilmez. Ayrıca fermente süt ürünlerinden yoğurt, peynir tüketimi her zaman önerilmeli, fermente olmayan peynir tüketiminin doğru olmadığı ailelere anlatılmalıdır. Süt ürünlerinin fermentasyonu, içeriklerindeki laktoz miktarını azaltarak mineral emilimini de daha kolay hale getirir.  Süt ve süt ürünlerinin tüketiminin arttırılmasında en önemli faktör, her besin için olduğu gibi öncelikle aile bireylerinin örnek olması ile teşvik edilmelidir. Çocuklar ebeveynlerini  taklit ederek yeme davranışı geliştirirler. Daha sonra da yaşıtlarının etkisi ile hareket ederler. Bu nedenle çocuklarda süt ve süt ürünlerinin tüketiminin arttırılması için, öncelikle anne ve babaların süt ve süt ürünleri tüketimini artırması gereklidir.

Beyaz ve kırmızı etler, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri vücudun en iyi kullanabildiği protein kaynaklarıdır. Kuru baklagillerin de protein içeriği yüksektir, ancak sindirimi daha zordur. Büyüme ve gelişmenin devamı ile bağışıklık sisteminin optimal çalışabilmesi için bu besin gruplarının dengeli tüketilmesi sağlanmalıdır. Günümüzde giderek artan yanlış eğilimlerden birisi de daha fazla büyüme sağlayacağını düşünerek fazla ve tek yönlü proteinle beslenmektir. Bu obesite, kalp hastalıkları, yağlı karaciğer gibi birçok sağlık sorununa zemin hazırlar. Günlük beslenmede mutlaka yeterli karbonhidrat ve yağ da dengeli bir şekilde bulunmalıdır. 

Karbonhidratlar

Karbonhidratların enerji kaynağı olarak tüketilmesi şarttır. Bu yaş grubundaki çocuklarda büyüme ve gelişme oldukça hızlıdır, dolayısıyla enerji ihtiyacı da yüksektir. Ekmek ve diğer tahıllar, B grubu vitaminler ve karbonhidrat açısından zengin olup günlük enerji alımına önemli katkı sağlarlar. Tahılların hayvansal gıdalarla veya baklagillerle tüketilmesi de ideal bir öğün oluşturur. Yeterli miktarda hayvansal proteinlere ulaşamayan sosyoekonomik seviyesi düşük bebeklerde tahıllarla birlikte baklagillerin alımı önemlidir. Tam tahıllar liflerle sindirimi kolaylaştırır Makarna, bulgur, tarhana, erişte sağlıklı beslenmede öğünlerde yer almalıdır. 

Sebze ve meyveler

Sebze ve meyveler içerdikleri vitaminler, fitokimyasallar, lif ve su ile hem çocukların büyüme ve gelişmesi, hem de sindirim sistemi sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklar 2-4 porsiyon farklı renklerde sebze ve meyve tüketmelidir. Günümüzde tropikal meyve ve sebzelere ulaşım kolaylığı, bu sebze ve meyvelerin erken diyete eklenmesi çeşitli gıda allerjilerine yol açmaktadır. Tropikal meyve ve sebzelerin erken başlanmasından kaçınılmalıdır.

Yağlar

Her türlü bitkisel ve hayvansal katı ve sıvı yağlar bu gruba girer.  Yağlar sağladığı enerji ve E vitamini ile, yağda çözünen vitamin ve minerallerin emilimi için gerekli ortamı sağlaması açısından son derece önemlidir. Yağlar protein ve karbonhidratların iki katından daha fazla kalori sağlamaları nedeni ile en kolay ve en zengin enerji kaynaklarıdır. Hızlı büyüyen çocuklarda önemleri bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Çocukluk çağından başlayarak zeytinyağı ile beslenen çocuklarda, ileriki yaşamda diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıklara yakalanma riski azalmaktadır.

Mikrobesinler

Vitaminler ve mineraller bu gruba girmektedir. Mikrobesinler birçok hormon enzim ve koenzimin yapısına girdiği için, büyüme, gelişme ve bağışıklıkta çok önemli rol almaktadır. Sağlıklı ve dengeli beslenen çocukların dışarıdan ek vitamin ve mineral takviyesi ihtiyacı yoktur. Diğer taraftan beslenme bozuklukları tüm dünyada halen çok yaygındır. Bu dönemde sebze ve meyvelerin mevsiminde ve çeşitli olarak tüketilmesi, güneşli havalarda güneşlenerek D vitamini sentezi sağlanması, büyüme sütleriyle günlük vitamin & mineral ihtiyaçlarının karşılanmasına  destek olunması önemlidir. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR